English (United States)

Contact

Aşırı Teknik Terim ve Yabancı Kelime Kullanımı: Dilsel Hiperdüzeltmenin Bir İşareti midir?

Aşırı Teknik Terim ve Yabancı Kelime Kullanımı: Dilsel Hiperdüzeltmenin Bir İşareti midir?

04 Mayıs 2025

04 Mayıs 2025

Öz (Abstract)

Resmî iletişim ortamlarında yaygın olarak gözlemlenen aşırı teknik terim ve yabancı kelime kullanımı, bireysel bir üslup tercihinden ziyade, toplumdilbilimsel bir olgu olan hiperdüzeltme çerçevesinde ele alınmayı gerektirmektedir. Bu çalışma, söz konusu dilsel davranışın “biçemsel hiperdüzeltme” (stylistic hypercorrection) kavramıyla ilişkisini tartışmakta; sesletim düzeyindeki klasik hiperdüzeltme örneklerinden sözcük seçimindeki aşırı özenliliğe uzanan ortak mantıksal zemini açığa çıkarmayı amaçlamaktadır. Çalışmada öncelikle hiperdüzeltme olgusunun Labov, Trudgill ve Jespersen gibi kuramcılar nezdindeki tanımlarına ve sınıf temelli açıklamalarına yer verilmekte; ardından bu açıklamaların Türkiye bağlamındaki geçerliliği sorgulanmaktadır. Ardından, “aşırı biçem” (overstyle), “aşırı resmilik” (overformality) ve “dilsel güvensizlik” (linguistic insecurity) kavramları ekseninde, gereksiz teknik terim ve yabancı kelime kullanımının hiperdüzeltme ile kurduğu ilişki analiz edilmektedir. Son olarak, bu tür dilsel aşırılıkların doğal iki dillilikten veya uzmanlık alışkanlığından kaynaklandığı durumlarla, konumsal güvensizlikten beslenen biçemsel hiperdüzeltme arasında ayrıma dikkat çekilmektedir. Çalışma, iletişim pratiklerinde gözlenen bu dilsel davranışın, bireyin toplumsal konumlanışına ilişkin önemli ipuçları sunduğunu ve üslup eleştirisinin ötesinde toplumdilbilimsel bir okumayı hak ettiğini savunmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Hiperdüzeltme, biçemsel hiperdüzeltme, dilsel güvensizlik, aşırı teknik terim kullanımı, yabancı kelime kullanımı, toplumdilbilim.

1. Giriş

Resmî bir toplantıda, günlük dilde “Şu rapora bir bakalım” demek yeterliyken, “Mevcut kantitatif ve kalitatif verilerin çapraz fonksiyonel sinerjilerini içeren kapsamlı bir analizin takdimini rica ediyorum” denildiğine sıkça tanık olunur. Ya da bir iş yazışmasında “Toplantıyı öne alalım” yerine “Aksiyon planımızın timeline’ını revize ederek meeting’imizi reschedule edelim” yazıldığı görülür. Bu tür aşırı teknik terim ve yabancı kelime kullanımı, bireyin “daha profesyonel” veya “daha bilgili” görünme çabasının bir yansıması olarak algılanabilir. Oysa bu tür dilsel davranışları anlamlandırmak için, toplumdilbilimin sunduğu kavramsal araçlardan faydalanmak gerekir.

Dilbilim yazınında bu olguya genel olarak hiperdüzeltme (hypercorrection) adı verilmektedir. Klasik tanımıyla hiperdüzeltme, bireyin “doğru” veya “prestijli” konuşma çabasıyla aşırıya kaçması, bir kuralı yanlış yere uygulayarak standart kullanımdan sapmasıdır. Bu davranış ilk olarak sesletim (örneğin aşırı özenli telaffuz) ve biçimbilgisi (örneğin zamir hataları) düzeyinde incelenmiş olsa da, son yıllarda araştırmacılar bu olgunun sözcük seçiminde ve anlatım biçeminde de kendini gösterdiğini vurgulamaya başlamışlardır. Bu bağlamda biçemsel hiperdüzeltme (stylistic hypercorrection) aşırı biçem (overstyle) ve aşırı resmilik (overformality) gibi kavramlar da kullanılmaktadır.

Bu çalışma şu temel soruyu sormaktadır: Konuşma ve yazışmada gereksiz teknik terimlerin ve yabancı kelimelerin bolluğu, dilsel hiperdüzeltmenin bir işareti olabilir mi? Bu soruyu yanıtlamak amacıyla, ilk olarak hiperdüzeltme olgusunun tarihsel ve kuramsal arka planına; ikinci olarak da bu olgunun sözcük dağarcığı düzeyindeki yansımalarına odaklanılacaktır.

2. Kuramsal Çerçeve

2.1. Hiperdüzeltme Kavramının Tanımı ve Tarihçesi

Hiperdüzeltme, en yalın tanımıyla, bireyin “doğru” veya “prestijli” dil kullanımına ulaşma çabası içinde, var olan bir dil kuralını gereğinden fazla genelleyerek veya yanlış bağlamda uygulayarak standart dışı bir biçim üretmesidir. Bir başka deyişle, birey hata yapmaktan kaçınırken hata yapmaktadır. Bu olgu, dilbilim yazınında ilk kez fonetik ve biçimbilgisi düzeyinde tanımlanmış olmakla birlikte, günümüzde dilin hemen her katmanında (ses, sözcük, sözdizimi, anlatım biçemi) gözlemlenebileceği kabul edilmektedir.

Otto Jespersen ve Robert J. Menner gibi erken dönem dilbilimciler, hiperdüzeltmeyi, bireyin “doğal konuşma içgüdüsünün” dışına çıkarak, yapay bir doğruluk arayışına girmesi olarak tanımlamışlardır. Jespersen’e göre, hiperdüzeltme bireyin dili bir araç olmaktan çıkarıp bir statü göstergesine dönüştürmesinin bir sonucudur. Bu yaklaşım, hiperdüzeltmenin özünde bilişsel değil, toplumsal bir olgu olduğu yönündeki görüşün temelini atmıştır.

Aslıhan Dinçer’in (2018) çalışmasında da belirtildiği gibi, hiperdüzeltme “dilsel değişmelerin dil dışı bir nedeni” olarak ele alınmakta ve yalnızca dil içi nedenlerle açıklanamayacak bir davranış biçimi olarak öne çıkmaktadır. Dinçer’e göre, bu davranışın arkasında konuşurun “eğitimli, prestijli, kibar görünme arzusu” yatmaktadır; ancak bu arzunun yarattığı kaygı, zaman zaman doğru biçimlerin üretilmesini de engellemektedir.

2.2. Toplumdilbilimde Hiperdüzeltme: Labov ve Trudgill

Hiperdüzeltme olgusuna sistematik bir toplumdilbilimsel çerçeve kazandıran kuramcıların başında William Labov gelmektedir. Labov, 1960’larda New York’ta yaptığı mağaza çalışmasında, konuşurların sosyoekonomik sınıflarına göre farklı dilsel davranışlar sergilediğini ortaya koymuştur. Labov’a göre aşırı düzeltmecilik (hypercorrection), bireylerin bilinçli olarak kendilerinden sosyal açıdan üstün gördükleri kişiler gibi konuşmaya çalışırken, hedefledikleri dilsel davranışta aşırıya kaçmalarıdır.

Labov’un en önemli bulgularından biri, alt orta sınıfın (lower middle class) en yüksek düzeyde dilsel güvensizlik sergilediği ve en fazla hiperdüzeltme eğilimi gösteren grup olduğudur. Labov’a göre bu grup, bir yandan ait olduğu sınıfın dil özelliklerini taşımakta, diğer yandan üst sınıfların dilsel normlarına ulaşma arzusuyla hareket etmektedir. Bu konumsal eşikte bulunma hali (ne eski sınıftadır ne de yeni sınıfa tam olarak kabul edilmiştir), bireyi dilsel olarak aşırı özenli, hatta abartılı bir üsluba yönlendirmektedir.

Labov’un ardından Peter Trudgill, 1970’lerde Norwich’te yaptığı araştırmalarla bu bulguları desteklemiş ve genişletmiştir. Trudgill’in çalışmaları, alt orta sınıfın resmî konuşma ortamlarında, üst orta sınıftan bile daha fazla hiperdüzeltme sergilediğini göstermiştir. Trudgill ayrıca, toplumsal cinsiyet faktörünün de hiperdüzeltme eğiliminde belirleyici olduğunu; kadınların erkeklere kıyasla daha fazla açık prestijli biçimlere yöneldiğini ortaya koymuştur.

Labov ve Trudgill’in modelleri, hiperdüzeltmenin öncelikle sınıf temelli bir olgu olduğunu öne sürer. Bu modellere göre:

  • Üst sınıf: Kendi dilsel konumundan emindir, dili doğal ve zahmetsiz kullanır; aşırı özenliliğe ihtiyaç duymaz.

  • Alt sınıf: Formalite oyununa girmez, kendi dilsel biçimlerini doğal olarak sürdürür.

  • Alt orta sınıf: En yüksek düzeyde dilsel güvensizlik yaşar ve bu güvensizliği telafi etmek için en fazla hiperdüzeltme sergileyen gruptur.


Ancak bu modelin her toplum ve her dil için birebir geçerli olduğunu söylemek zordur. Türkiye bağlamında sınıf dinamikleri, dilsel piyasa koşulları ve yabancı dile (özellikle İngilizceye) atfedilen prestij değeri, Labov ve Trudgill’in modellerinden farklı bir hiperdüzeltme örüntüsü oluşturabilir. Bu, ileriki araştırmalarda Türkiye özelinde ele alınmayı bekleyen bir konudur.

2.3. Dilsel Güvensizlik (Linguistic Insecurity)

Hiperdüzeltme olgusunu anlamak için dilsel güvensizlik (linguistic insecurity) kavramı merkezi bir öneme sahiptir. Labov (1966) tarafından geliştirilen bu kavram, bireyin kendi dil kullanımı ile “doğru” veya “prestijli” olduğuna inandığı dilsel norm arasında algıladığı boşluğu ifade eder. Birey, kendi ifade biçiminin “yeterince iyi olmadığı” hissine kapılır ve bu güvensizliği telafi etmek için dilsel olarak aşırıya kaçar.

Dilsel güvensizlik, özellikle sosyal hareketlilik yaşayan bireylerde daha yoğun görülür. Geleneksel bir iş ortamında yeni yükselmeye başlayan bir çalışan, eğitim hayatında bir alt kademeden üst kademeye geçen bir öğrenci, farklı bir sosyal çevreye entegre olmaya çalışan bir birey —tüm bu gruplar, yeni konumlarına dilsel olarak “ayak uydurma” telaşı içinde hiperdüzeltme sergilemeye adaydır.

Bu noktada önemli bir ayrım yapmak gerekir: Dilsel güvensizlik her zaman bilinçli bir çabanın ürünü değildir; çoğu zaman bireyin farkında olmadan sergilediği otomatikleşmiş bir dilsel davranışa dönüşebilir.

2.4. Aşırı Biçem (Overstyle) ve Aşırı Resmilik (Overformality)

Hiperdüzeltme olgusu sesletim ve biçimbilgisi düzeyinin ötesine geçtiğinde, literatürde aşırı biçem (overstyle) biçemsel hiperdüzeltme (stylistic hypercorrection) veya aşırı resmilik (overformality) gibi kavramlar devreye girer. Bu kavramlar, bireyin yalnızca sesleri veya ekleri değil, tüm sözcük dağarcığını ve anlatım biçimini aşırı özenli, aşırı teknik veya gereksiz yere yabancı kelimelerle donatmasını tanımlamak için kullanılır.

Alman dilbilimci Nina Janich (2010), iş iletişiminde gözlenen bu tür aşırılıkları “yalancı teknik ifadeler” (Pseudo-Fachsprachliche Ausdrücke) olarak adlandırmış ve bunların, gerçek bir teknik referans nesnesiyle bağlantısı olmaksızın, yalnızca “uzmanlık görüntüsü” yaratmaya hizmet ettiğini belirtmiştir. Janich’in saptaması, aşırı teknik terim kullanımının özünde içerikten çok biçime yönelik bir endişe taşıdığını göstermesi bakımından değerlidir.

Galina Blankenship (2024) ise, Türkçe yazma hataları üzerine yaptığı çalışmada, biçemsel kullanım hatalarının her zaman dilbilgisel bir hata olmadığını, ancak bağlamda “yersiz” (infelicitous) bulunduğunu vurgulamaktadır. Blankenship’in ayrımı, söz konusu aşırı teknik terim kullanımını “yanlış” olarak nitelemek yerine, “bağlama uygun olmayan” bir tercih olarak değerlendirmeyi mümkün kılar.

Bu kavramsal çerçevenin ışığında şu önermeye varılabilir: Sesletimdeki aşırı özen ile sözcük seçimindeki aşırılık, çoğu zaman aynı psikolojik ve sosyolojik kaynaktan beslenen iki farklı görünümdür. Her iki davranışın da temelinde, kişinin kendi dilsel ifadesine duyduğu güvensizlik ve bu güvensizliği telafi etme ihtiyacı yatar.

3. Analiz: Aşırı Teknik Terim ve Yabancı Kelime Kullanımı Hiperdüzeltme midir?

3.1. Dilsel Aşırılığın İki Görünümü: Sesletim ve Sözcük Seçimi

Klasik hiperdüzeltme örnekleri çoğunlukla sesletim düzeyinde gözlenir. Günlük konuşmasında “gidicem” diyen bir birey, resmî bir ortamda bu ifadeyi “gideceğim” şeklinde düzeltirken, ortadaki /ğ/ sesini gereksiz yere abartarak “gideceğğim” şeklinde telaffuz edebilir. Bu durum, bireyin doğal ve rahat telaffuzunun ötesine geçerek aşırı özenli bir söyleyiş benimsemesidir.

Bu mantık, sözcük seçimi düzeyinde şu şekilde tezahür eder: Günlük konuşmada “Şu raporu inceleyelim” diyen bir kişi, toplantıda “Raporun kapsamlı bir revizyonunu gerçekleştirip paydaşlarla entegre bir değerlendirme sürecine girmeliyiz” ifadesini kullanabilir. Oysa söylemek istediği şey hâlâ “Raporu düzeltip birlikte bakalım”dan ibarettir. Aradaki fark, tercih edilen sözcüklerin aşırı özenli, gereksiz teknik veya yabancı olmasıdır.

Aynı durum yabancı kelime kullanımı için de geçerlidir. “Bu projeyi yürütmeliyiz” demek varken “Bu projeyi eksekute etmeliyiz”; “performansımızı gözden geçirelim” demek varken “Performansımızı review edip bir aksiyon planı çıkaralım”; “taslağı düzeltelim” demek varken “Konsepti revize edelim” denildiğinde, kullanıcının elinin altında son derece basit ve işlevsel Türkçe karşılıklar bulunmaktadır. Bu karşılıklar varken yabancı kelimenin tercih edilmesinin ardında, sıklıkla “daha profesyonel görünme” veya “daha uluslararası bir profil çizme” kaygısı yatmaktadır.

3.2. Ne Zaman Hiperdüzeltme, Ne Zaman Değil?

Burada son derece önemli bir ayırım yapmak gerekir: Her teknik terim veya yabancı kelime kullanımı hiperdüzeltme değildir. Hayatının önemli bir bölümünü başka bir dil konuşulan ortamda geçiren kişiler (örneğin yıllarca yurt dışında yaşamış bir mühendis), bazen tamamen doğal bir alışkanlıkla o dildeki terimleri kullanır. Onlar için o yabancı kelime, en ulaşılabilir ve en doğru ifadedir; bu bir zorlanma veya özenme değil, çokdilli bir yaşamın doğal bir parçasıdır.

Benzer şekilde, çok dar bir uzmanlık alanında gününün çoğunu geçiren bir akademisyen veya araştırmacı için bazı teknik terimler, sade dildeki karşılıklarından daha kesin ve anlamlıdır. Örneğin, bir dilbilimcinin “hiperdüzeltme” terimini kullanması, aynı kavram için “aşırı özenli konuşma” demesinden daha doğru ve verimlidir. Bu tür durumlarda, terimin kullanımı bir özenme veya güvensizlik değil, uzmanlığın gereği olarak değerlendirilmelidir.


Aşağıda, orijinal çalışmada yer alan karşılaştırmalı tablo, metin biçimine dönüştürülerek sunulmuştur:

Sade ve yerel ifadeler ile aşırı teknik veya yabancı ifadeler arasında yapılan karşılaştırmalar, hiperdüzeltme değerlendirmesi açısından anlamlı ipuçları vermektedir. Örneğin, “yürütmek” dururken “eksekute etmek” tercih edildiğinde, bu iki ifade arasında anlam farkı bulunmadığı için durum hiperdüzeltme olarak değerlendirilebilir. Benzer şekilde, “sunmak” varken “present etmek” kullanılması da anlam farkı taşımadığından hiperdüzeltme şüphesi uyandırır. Aynı durum “düzeltmek” ile “revize etmek” arasında da geçerlidir; her iki ifade aynı anlamı taşıdığı halde daha ağır ve yabancı kökenli olanın tercih edilmesi, biçemsel hiperdüzeltme eğilimine işaret edebilir.

Buna karşılık, “plan” yerine “strateji” dendiğinde anlam farkı söz konusudur; “strateji” kavramı, kaynak dağılımı, uzun vade ve rekabet avantajı gibi ek anlamlar taşıdığı için bu tercih hiperdüzeltme olarak yorumlanmaz. “Sonuç” yerine “konzekans” (consequence) kullanımı ise Türkçede yaygın olmadığı ve anlamsal bir katkı sağlamadığı için hiperdüzeltme olarak değerlendirilebilir. Yine “sorun” yerine “problematik durum” dendiğinde, anlam aynı kaldığı hâlde söyleniş daha ağırlaştığı için bu da hiperdüzeltme şüphesi taşır.

Bazı örnekler tartışmaya açıktır. Örneğin iş dünyasında “aksiyon” kelimesi, günlük dildeki “eylem”den daha operasyonel ve kurumsal bir çağrışım kazanmış olabilir. Ancak bu farkın bilimsel bir kesinlik taşımadığı da açıktır. İşte bu belirsizlik noktalarında, kesin bir hüküm vermekten ziyade “olası bir hiperdüzeltme eğiliminden” söz etmek daha doğru olacaktır.

3.3. Bir Toplantı Odasından Üç Kişi

Hayali bir toplantı odasında aynı mesajı ileten üç kişiyi düşünelim:

  • 1. Kişi (Doğal konuşmacı): “Geçen ayki verilere bakalım. Bazı kalemler beklediğimizden düşük.”

  • 2. Kişi (Biçemsel hiperdüzeltme sergileyen): “Müsaadenizle, geçtiğimiz periyoda ait KPI’larımızın kantitatif ve kalitatif analizini robust bir metodolojiyle present etmek istiyorum. Özellikle bazı metriklere baktığımızda, beklentilerimizin altında bir performans bizleri karşılamaktadır.”

  • 3. Kişi (Profesyonel ancak aşırıya kaçmayan): “Geçen ayki sayısal ve nitel verileri topladığımızda, bazı hedeflerin altında kaldığımızı görüyoruz.”


İkinci konuşmacının ifadesinde dört-beş gereksiz teknik terim veya yabancı kelime bulunmakta, birinci ve üçüncü konuşmacılarda ise bu tür aşırılıklar görülmemektedir. Toplumdilbilimsel yaklaşım, ikinci konuşmacının sergilediği bu aşırılığı, aynı kişinin sesletimde de aşırı özenli olacağı öngörüsüyle destekler. Bunu bireyin “karakteri”ne yormak yerine, toplumsal hareketlilik yolunda belirli bir eşikte bulunmasına bağlamak daha anlamlı olacaktır. Bu kişi, ne eski konumunun dil özelliklerini tam olarak geride bırakabilmiştir, ne de ulaşmak istediği yeni konumun dilsel normlarını henüz içselleştirebilmiştir.

4. Sonuç ve Değerlendirme

Bu çalışma, resmî iletişim ortamlarında sıklıkla gözlenen aşırı teknik terim ve yabancı kelime kullanımının, toplumdilbilimsel bir olgu olarak ele alınması gerektiğini savunmuştur. Labov, Trudgill ve Jespersen gibi kuramcıların çalışmaları, hiperdüzeltme olgusunun sesletim ve biçimbilgisinden sözcük seçimine ve anlatım biçemine kadar uzandığını göstermektedir.

Elde edilen bulgular şu şekilde özetlenebilir:

  1. Hiperdüzeltme, dilin farklı katmanlarında benzer bir mantıkla işler. Sesletimde aşırı özenli olan birey, sözcük seçiminde de aşırı özenli olma eğilimindedir.

  2. Aşırı teknik terim ve yabancı kelime kullanımı, sınıf temelli bir dilsel güvensizliğin yansıması olabilir. Labov ve Trudgill’in modellerine göre bu tür dilsel davranış, özellikle alt orta sınıfta ve toplumsal hareketlilik yaşayan bireylerde daha yoğun görülür.

  3. Bu ilişki mutlak bir kural değil, güçlü bir eğilimdir. Türkiye bağlamında sınıf dinamikleri, dilsel piyasa koşulları ve İngilizceye atfedilen prestij değeri, Labov ve Trudgill’in modellerinden farklı bir hiperdüzeltme örüntüsü oluşturabilir.

  4. Her aşırı teknik veya yabancı kelime kullanımı hiperdüzeltme değildir. Doğal iki dillilik, uzmanlık alanı gereği terim kullanımı gibi durumlar, ayrı bir değerlendirmeyi hak eder. Hiperdüzeltmeden söz edebilmek için, basit ve yerel karşılıkların el altında olduğu ancak tercih edilmediği durumlara odaklanmak gerekir.


Bu çalışmanın pratik çıkarımları şunlardır: Resmî iletişim kuran bireyler için, söylediklerinin “nasıl” söylendiğine kulak vermek, çoğu zaman iletişim kılavuzlarından daha faydalı olabilir. Kelimelerin gereğinden fazla parlatıldığı, gereksiz yere yabancılaştırıldığı veya aşırı teknikleştirildiği yerde, yüzeyin altında genellikle konumsal bir güvensizlik veya ait olma çabası yatmaktadır.

Gelecek araştırmalar için öneriler: Türkiye özelinde, farklı sosyoekonomik grupların resmî iletişimdeki sözcük tercihlerini inceleyen görgül çalışmalara ihtiyaç vardır. Ayrıca, doğal iki dillilik ile hiperdüzeltme arasındaki sınırların belirlenmesi ve bu iki durumu ayırt edecek dilsel ölçütlerin geliştirilmesi, ileriki araştırmaların önemli bir hedefi olmalıdır.

Kaynakça

Blankenship, G. (2024). Sentence Analysis: Identifying and Revising Usage Errors (Anlatım Bozuklukları) in Turkish Writing. Transcend With Words.

Dinçer, A. (2018). Dil Kullanımını Etkileyen Dil Dışı Bir Davranış Biçimi: Aşırı Düzeltmecilik. Diyalektolog - Uluslararası Sosyal Bilimler Dergisi, (18), 1-11.

Dinçer, A. (2018). Bir Dil Davranışı: Aşırı Düzeltmecilik. Diyalektolog - Ulusal Hakemlin Sosyal Araştırmalar Dergisi.

Janich, N. (2010). Werbesprache: Ein Arbeitsbuch. Tübingen: Narr Francke Attempto.

Labov, W. (1966). The Social Stratification of English in New York City. Washington, DC: Center for Applied Linguistics.

Labov, W. (1972). Sociolinguistic Patterns. Philadelphia: University of Pennsylvania Press.

Trudgill, P. (1974). The Social Differentiation of English in Norwich. Cambridge: Cambridge University Press.

Wikipedia. (2024). Hypercorrection. Wikipedia, The Free Encyclopedia.

To Learn Our Prices, Get Information
and Place an Order

Contact Us Immediately

Online Order

ABOUT US

Alle Publishing Foreign Language Services Consultancy Industry and Trade Limited Company was established in 2012 in Ankara and started its activities in the translation sector under the brand "Alle Translation Office."

Communication

Email Address: info@allellc.com

Address: Barbaros Neighborhood, Tunalı Hilmi Street, Buğday Street, Kuğulu Business Center, Floor: 2 Apartment: 123/147 Çankaya/ANKARA

SUPPORTED PAYMENT

METHODS

To Learn Our Prices, Get Information
and Place an Order

Contact Us Now

Online Order

ABOUT US

Alle Publishing Foreign Language Services Consultancy Industry and Trade Limited Company was established in 2012 in Ankara and started its activities in the translation sector under the brand "Alle Translation Office."

Communication

Email Address: info@allellc.com

Address: Barbaros Neighborhood, Tunalı Hilmi Street, Buğday Street, Kuğulu Business Center, Floor: 2 Apartment: 123/147 Çankaya/ANKARA

To Learn Our Prices, Get Information
and Place an Order

Contact Us Immediately

Online Order

ABOUT US

Alle Publishing Foreign Language Services Consultancy Industry and Trade Limited Company was established in 2012 in Ankara and started its activities in the translation sector under the brand "Alle Translation Office."

Communication

Email Address: info@allellc.com

Address: Barbaros Neighborhood, Tunalı Hilmi Street, Buğday Street, Kuğulu Business Center, Floor: 2 Apartment: 123/147 Çankaya/ANKARA

SUPPORTED PAYMENT

METHODS

To Learn Our Prices, Get Information
and Place an Order

Contact Us Immediately

Online Order

ABOUT US

Alle Publishing Foreign Language Services Consultancy Industry and Trade Limited Company was established in 2012 in Ankara and started its activities in the translation sector under the brand "Alle Translation Office."

Communication

Email Address: info@allellc.com

Address: Barbaros Neighborhood, Tunalı Hilmi Street, Buğday Street, Kuğulu Business Center, Floor: 2 Apartment: 123/147 Çankaya/ANKARA

SUPPORTED PAYMENT

METHODS