English (United States)

Contact

Aşırı Teknik Terim ve Yabancı Kelime Kullanımı: Dilsel Hiperdüzeltmenin Bir İşareti midir?

Aşırı Teknik Terim ve Yabancı Kelime Kullanımı: Dilsel Hiperdüzeltmenin Bir İşareti midir?

04 Mayıs 2025

Resmi bir toplantıda şu sahneyi hepimiz görmüşüzdür: Bir kişi konuşmaya başlar. Kelimeler adeta özenle seçilmiş, cümleler gereğinden fazla örülmüştür. Bir sabah toplantısında “Şu rapora bir bakalım” demek varken, “Mevcut kantitatif ve kalitatif verilerin çapraz fonksiyonel sinerjilerini içeren kapsamlı bir analizin takdimini rica ediyorum” cümlesi kurulur. Ya da bir yazışmada “Toplantıyı öne alalım” yerine “Aksiyon planımızın timeline’ını revize ederek meeting’imizi reschedule edelim” yazılır.

Dilbilimde bu olguya hiperdüzeltme (aşırı ölçünlülük) adı verilir. Klasik anlamda hiperdüzeltme daha çok sesletim ve biçimbilgisi düzeyinde görülür. Sözcük seçimindeki aşırı tekniklik veya yabancı kelime kullanımı için ise dilbilimde “aşırı biçem” (overstyle), “biçemsel hiperdüzeltme” (stylistic hypercorrection) veya “aşırı resmilik” (overformality) gibi kavramlar da kullanılır. Bu metin, bu kavramları geniş anlamda ele alarak şu soruyu sorar: Konuşma ve yazışmada gereksiz teknik terimlerin ve yabancı kelimelerin bolluğu, dilsel hiperdüzeltmenin bir işareti olabilir mi?

Hiperdüzeltme nedir ve kimlerde görülür?

Hiperdüzeltme, bir kişinin “doğru” veya “prestijli” konuşma çabasıyla aşırıya kaçmasıdır. Bazı toplumdilbilimsel çalışmalar (Labov, Trudgill gibi), bu davranışın en çok sınır sınıflarında görüldüğünü öne sürer: Alt sınıftan üst sınıfa geçmekte olan ya da kendi konumunu sağlamlaştırma çabasındaki kişiler. Bu modellere göre üst sınıfta dil daha doğal ve zahmetsizdir; alt sınıfta ise formalite oyununa girilmez. Ancak bu tür genellemelerin her toplum ve her dil için birebir geçerli olduğunu söylemek zordur. Türkiye bağlamında sınıf dinamikleri ve dilsel davranış ilişkisi daha karmaşık olabilir. Yine de dilsel güvensizlik olgusunun kendisi, kişinin kendi ifade biçiminin “yeterince iyi olmadığı” hissi, evrenseldir.

Bu kaygıya dilsel güvensizlik (linguistic insecurity) denir. Kişi, bu güvensizliği telafi etmek için sınırı aşar. Sesletimde aşırı özenli konuşan biri (örneğin günlük konuşmasında “gidicem” diyen birinin resmi bir ortamda “gideceğim” derken ortadaki “ğ” harfini gereksiz yere uzatarak “gideceğğim” şeklinde abartılı telaffuz etmesi), kelime seçiminde de aynı aşırılığı sergileme eğilimindedir.

Sesletimden sözcük dağarcığına: Aynı mantığın iki yansıması

Bu mantık, dilin farklı katmanlarında benzer biçimde işler:

Gereksiz teknik terimler: Günlük konuşmada “Şu raporu inceleyelim” diyen kişi, toplantıda “Raporun kapsamlı bir revizyonunu gerçekleştirip paydaşlarla entegre bir değerlendirme sürecine girmeliyiz” diyebilir. Oysa söylemek istediği şey hâlâ “Raporu düzeltip birlikte bakalım”dır. Teknik terimlerin kendisi sorun değildir; sorun, basit bir karşılık varken gereksiz yere daha karmaşık olanı seçmektir.

Gereksiz yabancı kelimeler: “Bu projeyi eksekute etmeliyiz. Performansımızı review edip bir aksiyon planı çıkarmalıyız. Konsepti revize edelim.” Türkçe karşılıklar (“yürütmek”, “gözden geçirmek”, “yapılacaklar listesi”, “taslağı düzeltelim”) son derece el altındadır. Yine de tercih edilmez. Bunun nedeni çoğu zaman “daha profesyonel görünme” kaygısıdır.

Önemli bir ayrım: Hiperdüzeltme mi, alışkanlık mı?

Burada bir uyarı yapmak gerekir: Her teknik terim veya yabancı kelime kullanımı hiperdüzeltme değildir. Hayatının önemli bir bölümünü başka bir dil konuşulan ortamda geçiren kişiler (örneğin yıllarca yurt dışında yaşamış bir mühendis), bazen tamamen doğal bir alışkanlıkla o dildeki terimleri kullanır. Onlar için o yabancı kelime, en ulaşılabilir ve en doğru ifadedir. Benzer şekilde, çok dar bir uzmanlık alanında gününün çoğunu geçiren bir akademisyen veya araştırmacı için bazı teknik terimler, sade dildeki karşılıklarından daha kesin ve anlamlıdır.

Bu durumlar, hiperdüzeltmeden farklı bir olgudur ve başlı başına ayrı bir araştırma konusunu hak eder. Bu metinde incelenen şey, basit ve yerel karşılıkların el altında olduğu durumlardaki aşırılık örüntüsüdür. Yani kişinin “yürütmek” varken “eksekute etmeyi”, “sonuç” varken “konzekansı”, “sorun” varken “problematik durumu” tercih etmesi.

Ne zaman anlamlı, ne zaman gereksiz?

Bir kelimenin en sade versiyonu dururken daha farklı bir versiyon tercih ediliyorsa, bu yeni kelimenin o sade kelimeden daha geniş, daha derin veya anlamlı bir fark taşıması gerekir. Örneğin “strateji” kelimesi, sadece “plan” demek değildir; kaynak dağılımı, uzun vade ve rekabet avantajı gibi ek anlamlar taşır. Oysa “eksekute etmek” ile “yürütmek” arasında anlam farkı yoktur. “Present etmek” ile “sunmak” arasında da. “Revize etmek” ile “düzeltmek” arasında da. Bazı örnekler tartışmalı olabilir, örneğin “aksiyon” kelimesi iş dünyasında “eylem”den daha operasyonel bir çağrışım kazanmış olsa da, bu fark özneldir ve bilimsel bir kesinlik taşımaz. İşte tam bu noktada, başka bir anlam katmayan bir yabancı kelime tercihi, hiperdüzeltme şüphesi uyandırır.

Aynı odada üç kişi

Bir toplantı düşünelim:

Birinci kişi doğal bir tonda konuşur: “Geçen ayki verilere bakalım. Bazı kalemler beklediğimizden düşük.” Sandalyesinde rahat oturur, ara sıra günlük bir ifade kaçırdığında aldırmaz.

İkinci kişi aynı fikri şöyle ifade eder: “Müsaadenizle, geçtiğimiz periyoda ait KPI’larımızın kantitatif ve kalitatif analizini robust bir metodolojiyle present etmek istiyorum. Özellikle bazı metriklere baktığımızda, beklentilerimizin altında bir performans bizleri karşılamaktadır.” Beş tane gereksiz terim, üç tane yabancı kelime, tek bir mesaj.

Üçüncü kişi de birinci kadar profesyoneldir ama aşırıya kaçmaz: “Geçen ayki sayısal ve nitel verileri topladığımızda, bazı hedeflerin altında kaldığımızı görüyoruz.” Net, sade, zorlamasız.

Toplumdilbilim, ikinci kişinin aynı zamanda sesletimde de aşırı özenli, ekleri abartan, gereksiz yere resmî kalıplara sığınan kişi olduğunu söyler. Bunu “o tür biri” olduğu için değil, toplumsal hareketlilik yolunda belirli bir noktada durduğu için yapar: ne eski konumundadır, ne de henüz ulaşmak istediği yere tam olarak varmıştır. (Yine de bu modelin evrensel olmadığını, her toplumda aynı biçimde işlemeyebileceğini hatırlatmakta fayda var.)

Bu anlayış neden önemlidir?

Birincisi, ani yargılarımızı askıya almamıza yardımcı olur. Birinin aşırı teknik veya yabancı kelime kullanmasını “yüksek eğitimlilik” veya “uluslararasılık” işareti sanmak yanıltıcı olabilir. Bu davranışın kökeninde çoğu zaman bilgi değil, konumsal güvensizlik vardır.

İkincisi, karşımızdakinin dilsel davranışını okumak için bir pencere açar. Gereksiz ağır kelimelerle örülmüş bir konuşma veya yazışma, genellikle yüzeyin altında başka bir şeyin telafi edildiğini gösterir. Bu farkındalık, iletişimde daha sağlıklı değerlendirmeler yapmayı sağlar.

Üçüncüsü, dilin her katmanında (sesten sözcüğe, sözdiziminden anlatım biçimine) benzer bir aşırılık mantığının işleyebileceğini görmek, bizi “üslup eleştirisi” adı altında yapılan yüzeysel yorumlardan kurtarır.

Sonuç

Evet, gereksiz teknik terimleri ve lüzumsuz yabancı kelimeleri aşırı kullanmak (elbette alışkanlık veya doğal iki dillilik kökenli durumları bir kenara bıraktıktan sonra) dilsel hiperdüzeltmenin, daha doğrusu biçemsel hiperdüzeltmenin, bir işareti olabilir. Sesletimdeki aşırı özen ile kelime seçimindeki aşırılık çoğu zaman aynı kaynaktan beslenir: konumsal kaygı ve dilsel güvensizlik. Ancak bu ilişki mutlak bir kural değil, güçlü bir eğilimdir.

Son olarak, resmi ortamlarda iletişim kuran herkes için şu basit noktayı hatırlamak, birçok iletişim kılavuzundan daha faydalı olabilir: Ne dediğinden çok, nasıl söylediğine kulak ver. Kelimelerin gereğinden fazla parlatıldığı, gereksiz yere yabancılaştığı veya aşırı teknikleştiği yerde, genellikle yüzeyin altında başka bir şey telafi ediliyordur. Ve bazen hiçbir şey telafi edilmiyordur; sadece çok dilli bir yaşamın doğal bir izi vardır ki bu da ayrı bir değerlendirmeyi hak eder.

To Learn Our Prices, Get Information
and Place an Order

Contact Us Immediately

Online Order

ABOUT US

Alle Publishing Foreign Language Services Consultancy Industry and Trade Limited Company was established in 2012 in Ankara and started its activities in the translation sector under the brand "Alle Translation Office."

Communication

Email Address: info@allellc.com

Address: Barbaros Neighborhood, Tunalı Hilmi Street, Buğday Street, Kuğulu Business Center, Floor: 2 Apartment: 123/147 Çankaya/ANKARA

SUPPORTED PAYMENT

METHODS

To Learn Our Prices, Get Information
and Place an Order

Contact Us Immediately

Online Order

ABOUT US

Alle Publishing Foreign Language Services Consultancy Industry and Trade Limited Company was established in 2012 in Ankara and started its activities in the translation sector under the brand "Alle Translation Office."

Communication

Email Address: info@allellc.com

Address: Barbaros Neighborhood, Tunalı Hilmi Street, Buğday Street, Kuğulu Business Center, Floor: 2 Apartment: 123/147 Çankaya/ANKARA

SUPPORTED PAYMENT

METHODS

To Learn Our Prices, Get Information
and Place an Order

Contact Us Now

Online Order

ABOUT US

Alle Publishing Foreign Language Services Consultancy Industry and Trade Limited Company was established in 2012 in Ankara and started its activities in the translation sector under the brand "Alle Translation Office."

Communication

Email Address: info@allellc.com

Address: Barbaros Neighborhood, Tunalı Hilmi Street, Buğday Street, Kuğulu Business Center, Floor: 2 Apartment: 123/147 Çankaya/ANKARA

To Learn Our Prices, Get Information
and Place an Order

Contact Us Immediately

Online Order

ABOUT US

Alle Publishing Foreign Language Services Consultancy Industry and Trade Limited Company was established in 2012 in Ankara and started its activities in the translation sector under the brand "Alle Translation Office."

Communication

Email Address: info@allellc.com

Address: Barbaros Neighborhood, Tunalı Hilmi Street, Buğday Street, Kuğulu Business Center, Floor: 2 Apartment: 123/147 Çankaya/ANKARA

SUPPORTED PAYMENT

METHODS